Kadın Girişimciliği ve Türkiye
Türkiye ekonomisinin yönünü bazen büyük şehirlerin finans kuleleri değil, Anadolu’nun sessiz odaları belirler. Bunu en çok Bingöl’ü konuşurken hissediyorum. Çünkü rakamlara şöyle bir göz atınca bile tablo çok anlamlı: TÜİK’in son bölgesel istatistiklerine göre Bingöl’de kadınların iş gücüne katılımı %27 civarında seyrediyor—Türkiye ortalaması ise %35’in üzerinde. Aradaki fark hâlâ kapanmadı, evet. Ama asıl hikâye o farkın içindeki hareketlilikte. Son beş yılda şehirde kadın girişimci sayısı %18 artmış. Bu, beklenenin üzerinde bir ivme. Yani kâğıt üzerinde küçük görünen bir yükseliş aslında kentin ekonomik damarına adrenalin gibi işliyor.
Bingöl’ü yaşamadım, orada büyümedim ama şunu diğer doğu illerinde gördüğüm kadar çok net görüyorum: kadınlar orada bir “ekonomik direnç hattı” kurmuş durumda. Ev içi görünmeyen emekten çıkıp kendi markasına adım atan kadın profili giderek güçlenmeye çalışan potansiyel var.
Mesela kooperatifleşme oranı düşük bir il olmasına rağmen son yıllarda kadın kooperatiflerinin sayısı ikiye katlandı. Tarım ve hayvancılık ağırlıklı bir ekonomi düşünün; büyük sermaye yok, sanayi yok… Ama kadınlar dijital satış kanallarını küçük dükkanların yerine koyarak yepyeni bir ticaret hattı açıyor kendine. Bir bakıyorsun Karlıova’dan bir kadın reçel üretip e ticaret sitesine koymuş, Genç’te bir diğeri tekstil atölyesi kurmuş. Yani ekonomik coğrafya izin vermese bile kadın kendi coğrafyasını kendi kuruyor.
Ekonomi politik açıdan daha da ilginç: Bingöl 5. teşvik bölgesinde. Bu ne demek? Kadın girişimciye vergi katkısı, sigorta primi desteği, yatırım indirimi demek. Ama işin en samimi tarafı şu: Devlet teşvikleri bazen dosyanın üzerinde duruyor ama sahadaki kadın “Ben yapayım, gerisi gelir” diyerek sistemin önüne geçiyor.
Bunu da istatistik söylüyor. KOSGEB’in 2024 raporunda Bingöl’de kadınların aldığı destek başvurusu bir önceki yıla göre %40 artmış. Bir şehrin nabzı böyle okunur işte: az görünen bir artış bile aslında dev bir dönüşümün küçük titreşimidir.
Peki bana göre asıl soru şu: Kadınlar neden bu kadar cesur? Çünkü ekonomik kriz dönemlerinde kadınların eve kapanması beklenirken Bingöl’de tam tersi oluyor. Çoğu “Benim de bir gelir kaynağım olsun, çocuğum okusun, evim ayakta kalsın” motivasyonuyla iş kuruyor. Ve inanır mısınız, bu motivasyon bazen bir iş planından daha güçlü bir sermaye.
Ama şehrin yükü hâlâ ağır: işsizlik yüksek, genç nüfus göç eğiliminde ve kadınların yükselişi sosyal bariyerlerle hâlâ boğuşuyor. Yani tablo pembe değil. Ama tam da bu yüzden kadınların attığı her adım kıymetli. Çünkü Bingöl’de bir kadının açtığı küçük bir işletme sadece “bir işletme” değildir; ekonomik bağımsızlığın, toplumsal dönüşümün ve kültürel değişimin imzasıdır.
Son cümleyse şöyle gelsin, tok bir cümle olsun:
Bingöl’de kadın girişimciliği bir ekonomi meselesi değil; kadınların kendi kaderlerini kendi elleriyle yeniden yazdığı bir toplumsal manifestodur.
Ben bu köşede kadınların sesi, emeği ve geleceği üzerine yazmaya devam edeceğim.
Bu yazıyı okuyan herkese çağrım:
Kadın girişimcilerin yanında olun.
Onları görün, destekleyin, teşvik edin.
Çünkü kadın güçlenirse, ülke güçlenir.
Saygılarımla,
Dr. Bahar Zeynep Barut
Yönetim ve Organizasyon Doktoru
Tepkiniz nedir?