Kadına Geniş Perspektiften Bakış
Kadın; geçmişten günümüze kadar üzerinde en çok konuşulan, kendisine en çok anlamlar yüklenen, tartışmalar yapılan, kendinden başka odaklar tarafından sürekli yönetilmeye çalışılan, baskı ve şiddet kültürüyle sindirilmeye çalışılan, güçsüzlüğün kucağına itilmek istenen bir realitedir.
Kadına Geniş Perspektiften Bakış
Kadın; geçmişten günümüze kadar üzerinde en çok konuşulan, kendisine en çok anlamlar yüklenen, tartışmalar yapılan, kendinden başka odaklar tarafından sürekli yönetilmeye çalışılan, baskı ve şiddet kültürüyle sindirilmeye çalışılan, güçsüzlüğün kucağına itilmek istenen bir realitedir.
Kadın konusunun toplumun kanayan bir yarası şeklinde süregelmesinin pek çok nedeni vardır. Bunlardan bir kısmını sıralayacak olursak;
.Dinin yasaklamadığı hususlarda kadınlara yasaklar ve günahlardan çitler örülerek kadını oraya hapsetme düşüncesi , kadının sürekli kontrol edilmesi gereken bir varlık olarak görülmesi
. Ataerkil toplum yapısının kadının etki, yetki, eylem alanlarını belirli kalıplara sokması ve kadının o kalıplar içerisinde öğrenilmiş çaresizliği
. Kadının bireysel, toplumsal, siyasal, eğitsel alanlardaki haklarından yararlanamamış olması veya az yararlanmış olması. Bunun sonucu olarak da erkeklere oranla her alanda geri planda kalması
. Kadının ve erkeğin içine doğdukları kültürde onlara belirlenen roller doğrultusunda hareket etmeleri, bu rolleri toplumun istediği yönde ve şekilde gerçekleştirmeye çalışmaları. Özellikle kadına belirlenen rollerin erkeğe oranla daha ağır olmasının kadında daha çok kabuğuna çekilmeye ve geri planda kalmasına sebep olması. Kadının refleksif olarak sergilediği rollerinin dışına çıkmasının onda toplumda dışlanma ve hor görülme endişesi yarattığı için kalıplarının dışına çıkamama durumu
. Kadının anne, eş, evlat, arkadaş, kardeş, ev kadını gibi vasıflarına alışmış bir toplumda ; kadının çalışma hayatına katılmasıyla beraber “ çalışan kadın “ vasfına sahip olmasıyla ve sosyal hayata daha çok karışmasıyla toplumda değişen dengeler
. Kadının bir birey olarak cinsiyet eşitliğine dayalı sosyolojik, politik, hukuki haklarının yetersiz ve adaletsiz tanımlanması. Kadının her alandaki varlığını, ihtiyaçlarını, haklarını mücadele yoluyla elde etmek zorunda bırakılması, erkeklerin önceden sahip olduğu çoğu alandaki hakların kadınlara aşama aşama verilmesi
Yukarıda saydığımız ve sayamadığımız pek çok etken kadının toplumsal cinsiyet eşitsizliği çerçevesinde çok yönlü mağduriyetler yaşamasına sebep olsa da günümüzde kadın; hayatı, dünyayı şekillendiren bir özne konumuna gelmiştir kendi çabalarıyla.
Kadın artık Maslow’ un ihtiyaçlar hiyerarşisinin her basamağını ( Fizyolojik ihtiyaçlar, güvenlik ihtiyacı, ait olma, sevme -sevilme ihtiyacı, saygı -saygınlık , bilme- anlama, estetik ihtiyaçlar , kendini gerçekleştirme) idrak eden ve o basamaklardan önce “ birey” olarak hızla piramidin tavanına ilerleyen; kendi potansiyelini en iyi şekilde kullanarak ilgileri , yetenekleri doğrultusunda “ kendini gerçekleştiren” büyük bir aktördür.
Bir birey olarak önce kendini, çevresini, olayları, olguları sorgulayan, anlayan; sahip olduğu fiziksel, zihinsel, ruhsal bütün potansiyelini yapabileceklerine harcayan ve nihayetinde toplumda kendini yeniden inşa eden, toplumun ona yüklediği anlamları ve yükümlülükleri kendi lehine çeviren güçlü bir varlıktır kadın. Toplumun, kısır ideolojilerin, erkek egemen sistemin, kendini gerçekleştiremeyen kadın hemcinslerinin çeşitli mobbinglerine maruz kalsa da bir kere uyanmış bir kadını durdurmak, önüne onu yolundan edecek engeller koymaya çalışmak beyhudedir.
Okuyan, sorgulayan, hayatı ve dünyayı anlayan, var oluş amacının bilincinde olan, kendisine karşı öz güveni ve öz saygısı olan, kendi ayakları üzerinde durabilen kadınlar hayatın her alanında etkilidir. Bu kadınlar güçlü bir öz düzenleme ve öz yargılama kapasitesine sahip olup kendini de içinde yaşadıkları toplumu da yeniden şekillendirmektedir.
Üstat Cemal Süreya’ nın da dediği gibi “ Dünyadaki en güçlü insanlar kimlerdir diye sorsalar; kendi başının çaresine bakmayı öğrenmiş kadınlar derim.” Söz Cemal Süreya’ dan açılmışken kendi başının çaresine bakmayı öğrenen kadınların kendinden sonraki en büyük destekçileri olan yüce gönüllü karşı cinslerinden de bahsetmek gerekir. Kendini iyi yetiştirmiş, kadını ve erkeği cinsel kimliğinden ötürü önce bir birey olarak gören, kadını bütün yönleriyle iyi anlamış ve kadının kendi olma mücadelesinde ona desteğini esirgemeyen, ataerkil zihniyetin kalıplarını tarihin çöplüğüne gömmüş olan değerli adamların varlığı yadsınamaz bir gerçektir. Bahsettiğimiz olgunluktaki adamlar bazen kadınları kendi hemcinslerinden daha iyi anlayıp destek olarak, kadınların iyi işlere imza atmasına dolaylı ya da doğrudan katkı sağlamışlardır. Yine belirli bir alandaki başarısıyla ön plana çıkmış, kendine ve çevresine faydalı olma yolunda emin adımlarla ilerleyen kadınlara kendi hemcinslerinin sözde eleştirileri, bilgi ve eylem olarak yeterlilik sahibi olamayıp ulaşamayacağı şeyleri kötüleme tavırları, bilgileri dahilinde olmayan konularda sürekli gereksiz bilgiçlik taslama tutumları, ilerleyen kadınların önüne setler çekmeye çalışma girişimleri de yadsınamaz gerçeklerdir.
Kadın olsun, erkek olsun insanlar toplumun her neferine önce “ birey” gözüyle bakıp birbirine karşı empati ile yaklaştığında, birbirinin haklarına saygı duyduğunda, karşılıklı görev ve sorumluluklar bilinciyle hareket ettiğinde toplum daha ileri bir noktaya taşınacaktır. Kadın ve erkek birbirine rakip veya düşman değil, birbiriyle anlamlı olan bir bütünün parçalarıdır. Erkeğin kadına karşı güç gösterisi son bulup her iki cinsin de sadece bilgi birikimleri ve başarıları ile güçlü olduğu bir toplum kazanacaktır.
Toplumun bilgi, görgü, anlayış, hoşgörü seviyesi arttıkça; cinsiyet ayrımcılığına karşı düşünceleri değişecek, yerini daha özgürlükçü, medeni, demokratik, bilge düşüncelere ve uygulamalara bırakacak, toplum her bireyin huzur içinde yaşayacağı güvenli bir yer olacaktır.
Kadın konusu ideolojilerin , kirli zihniyetlerin , kadını düşündüğünü iddia ederek kadını tarih boyunca mağdur eden küflenmiş ve kokuşmuş olgulardan beslenen zihniyetlerin, kadını hizmetçi, köle, cinsel obje, üzerinde söz sahibi olunabilecek pasif bir varlık olarak görenlerin konuşma konusu olmaktan çıktığında ve bunlar kadından elini ayağını çektiğinde toplum topyekûn gerçek refaha erişecektir.
Tepkiniz nedir?