Enkaz Altındadır
İşte geliyorsun, Soğuk ve kızgın... Karanlığı delerek, Hızlıca, Ve yel yeperek. Kommagene'nin tanrıları kızacak bilesin, Nemrut da, Ve yerli müteahhitler... Kimisi için geç kaldın kimi için erken daha Biliyorum, şehirlere tecavüz ettiler. Sen de ruhunu almaya geldin, Çünkü ruhsuz şehir kendi kıyametini doğurur, bilirsin.
ENKAZ ALTINDADIR
İşte geliyorsun,
Soğuk ve kızgın...
Karanlığı delerek,
Hızlıca,
Ve yel yeperek.
Kommagene'nin tanrıları kızacak bilesin,
Nemrut da,
Ve yerli müteahhitler...
Kimisi için geç kaldın kimi için erken daha
Biliyorum, şehirlere tecavüz ettiler
Sen de ruhunu almaya geldin,
Çünkü ruhsuz şehir kendi kıyametini doğurur, bilirsin.
İşte geliyorsun!
Bütün çığlıkların bağrına vura vura,
Bütün kökleri koparıp atarak...
İbrahim'in ateşini yaktın
Azığını harladı mühendisler,
İmar ve inşaa!
İşte bütün mesele bu!
Sarının ve esmerin tarihini masa altına gömdü,
Egosunun dölünde boğulanlar.
İşte geliyorsun!
Perçemlerini tuta tuta kalelerin,
Yakaladın bir kere,
Yakaladın leylim gecede.
Harran'dan Keçiburcu'na şahit olmadı,
Elba,Akat, Sümer,Babil,Pers...
Ve başka medeniyetler.
Florida partilerinde kadeh tokuşturanlar,
Ağlamayacak bilirsin.
Ağlayanlar, parçaladı ellerini,
Demiri yutmuş duvarları sıkarken.
İşte gidiyorsun!
Onca evrak simsarı dururken
Götürdüğün parçamızdır!
Şimdi git kutsallarımı yıkan ussallık
Çırılçıplak şehirleri bırak buldozerlerin kucağına.
Bütün hurafelerim enkaz altındadır.
‘Kötü günler için sakladığım putlarım’
Bin yıllık şarabım,
Misafirler için beklettiğim pahalı çerez,
Ahırda sarı öküz,
Okumadığım Kitaplar,
Kızlarım,
Ve
Annelerim,
Enkaz altındadır.
Hangi kıbleye yöneleyim,
Hangi puthaneyi dayanak yapayım bilmem.
Takatim yok.
Söyle bana!
Ayakta kalmak için hangi çelikten Tanrı’ya kul olayım...
Tepkiniz nedir?