‘Puşt Zulası’ Dostun Kim, Düşmanın Kim?

Avcılar, avın geçiş güzergahını sever; kurtlar, dağda çobansız kalan kuzuları. Çakallar, leş için aslanların gidişini bekler. Binalar yükseldikçe, lüks hayat yarışı arttıkça, küçük çocuklar büyük laflar ettikçe başlıyoruz "aha, kıyamet alameti" demeye. Ülkenin gerçek sevenleriymiş gibi düşünülenlerin, farklı postlara bürünmüş çakal olduklarını iş ve leş kendi aralarında paylaşıma gelince gördük. Herkesin uşaklığını yerine getirmek için farklı postlara büründüğü bir zamanda, insanlar haklı olarak kimin dost, kimin düşman olduğunu nasıl anlayacak? Nasıl ayıracağız sapla samanı birbirinden?

‘Puşt Zulası’  Dostun Kim, Düşmanın Kim?

Herkes herkesten şüphe eder oldu. Kime güvenip kime güvenilmeyeceğini hiç kimse bilmiyor. Dost bilinenler sırttan, hem de defalarca bıçakladılar. Düşmanlar bıçaklayıp giderken, dost bilinenler, daha çok acısın diye bıçağı sapladıkları yerde çevirmeye başladılar. Peki, biz sırtımızı kime dönelim? Gördüğümüz her ihanetten sonra, "bu bana ders olsun" dedikten sonra, aynı ihaneti defalarca yaşamamız veya yaşanılanlara şahit olmamız garip değil mi? Umursamıyorum artık, insanların veya dost bildiklerimin söyledikleriyle yaptıklarının farklı oluşunu. Sadece öyle olanlara güvenmiyorum ve asla güvenmemem gerektiğini biliyorum.

İnsanlar sevmediklerine çıkar ilişkisi bittiğinde, beklediğini alamadığında başlar dünkü dost dediğinin arkasından nefretle, öfkeyle, bağırarak, çağırarak aleyhinde söylenmeye. Peki, Allah aşkına, gerçek insan bunlardan hangisi? Dünkü mü, bugünkü mü? Dün dost olan mı, bugün düşman olan mı?

Asla insanlarla düşman olmayalım, nefret tohumları ekmeyelim, yarın düşman dememek için, silahı kendimize doğrultmamak için bütün adımlarımızı dikkatli atalım. İnsanın silahı kendisine doğrultmasının adıdır düşmanlık. Yakıcılığını, yıkıcılığını, tarumar edişini biliriz düşmanlığın. İster komşumuzla, ister köylümüzle, ister devletler ve milletler arası olsun fark etmez. Düşmanlığın her türlüsü bu felaketlerle doludur... Düşmanlık; mazlumiyeti götürür, zalimliği getirir, merhameti bitirir, mahrumiyeti getirir. Güzellikleri yok eder, çirkinliği ve çirkefliği getirir. İnsanı insan eden gerçek duyguları öldürür düşmanlık. İmrenelim, özenelim, bu daha insancıl bir durumdur.

İhanete uğrar, aldatılırız, sırtımızdan vurulur, yıkılırız, insana ve dost dediklerimize olan güvenimizi kaybederiz. Ama insanlığımızı asla feda etmemeliyiz bu durumlara. İnsan olduğumuzu asla unutmayalım. Hürmete layık olan, güvenilmesi gereken, sırt dayanılacak ve asla ihanete uğramayacağımız tek makam Yaratıcı'dır... Onun hatırına, hürmet ve muhabbet duygularımızı yitirmeyelim.

Şunu çok iyi bilelim ki; dostluğun başı, düşmanlığın sonu yoktur. Dostların çokluğundan dolayı, düşmanların azlığını küçümsemeyelim, bilelim ki bin dost az, bir düşman çoktur... Bizler bilelim ki tilki tavuğu çok olan kümese değil, sahipsiz olan kümese girmeyi sever. Bizlere ihanet eden, dost sandıklarımıza kızıp, gerçek dostlardan yüz çevirmek yanlış olur... Aldatan, arkadan vuran her dost sandığımız, aslında dost postuna bürünmüş düşmandır.

Mübarek bir bayram kutladık ülke olarak hepimiz, dostlarımızı da düşmanlarımızı da iyi tanımalıyız. Dostun hatasını bu mübarek zamanların hatırına hoş göreceğiz. Dost görünen düşmanların şerrinden Allah'a sığınacağız ve düşmanlara karşı da daima uyanık duracağız.

Ben bütün Müslümanların ve mazlumların mübarek Kurban Bayramı'nı kutluyorum. Dostlarımın kusurlarını hoş görüyor, varsa benim bir kusurum dostlardan hoşgörü diliyorum. Dün yaşananları gönül hoşluğuyla geride bırakıyor, şimdiden insan olan insan evladına kardeşim diyorum. Saygılar.

Tepkiniz nedir?

like

dislike

love

funny

angry

sad

wow