Hicrî Yılı Karşılarken: Hicretin Bize Bıraktığı Büyük Mesajlar!…
Hicret Bir Diriliş Hareketidir: Hicret, sadece Mekke’den Medine’ye yapılan tarihî bir yolculuk değildir. Hicret; imanın, fedakârlığın, sabrın, teslimiyetin ve kardeşlik inşasının adıdır.
Efendimiz’in hicreti, yeryüzünün seyrini değiştiren büyük bir dönüşüm hareketidir. O hicret sayesinde dağınık kabilelerden bir ümmet doğmuş, zulmün yerine özgürlük ve adalet, cehaletin yerine ilim, parçalanmışlığın yerine kardeşlik inşa edilmiştir.
Bu sebeple hicret, geçmişte yaşanmış bir olay değil; her çağda bize yol gösteren büyük bir mekteptir.
Hicretin İlk Çağrısı: Fedakârlık
Muhacir sahabeler evlerini, mallarını, ticaretlerini ve sevdiklerini terk ettiler. Bunu dünyadan kaçmak için değil; Allah’ın rızasını kazanmak uğruna yaptılar.
Hicret bize şunu öğretir: Bizim için hakikat makamdan, iman servetten, dava ise bütün dünyevî menfaatlerden daha değerlidir.
İkinci çağrısı: Tevekkül.
Efendimiz hicret sırasında bütün tedbirleri aldı. Yol arkadaşı seçti, rehber tuttu, farklı güzergâh kullandı ve mağaraya sığındı.
Mağarada Hz. Ebû Bekir’e söylediği şu söz, tevekkülün en güzel tarifidir:
“Üzülme! Allah bizimle beraberdir.”
Gerçek tevekkül; sebeplere sarılmakla birlikte neticeyi Allah’a havale etmektir.
Hicretin Öğrettiği Direniş ve Yeniden İnşa Ruhu
Hicret bir kaçış değil, yeni bir başlangıçtır.
Mümin, karşılaştığı zorluklar karşısında teslim olmaz; şartlar ağırlaştığında umudunu kaybetmez. Allah’ın açacağı hayır kapılarını beklerken çalışır, üretir, sabreder ve mücadele eder.
Hicret, karanlıktan aydınlığa, çaresizlikten imkâna, zayıflıktan güce doğru atılmış bilinçli ve kararlı bir adımdır.
Medine’de Kurulan Şey Bir Şehir Değil, Bir Ruhtur.
Efendimiz Medine’ye ulaştığında önce mescidi inşa etti, ardından Muhacirlerle Ensar arasında kardeşlik ruhunu tesis etti.
Sonra adaletin, merhametin, dayanışmanın ve hukukun temellerini attı.
Bu bize gösteriyor ki İslam’ın hedefi; ahlak, adalet ve kardeşlik üzerine yükselen bir toplum inşa etmektir.
Hicret; mekân değişikliğinden önce gönül değişikliğidir.
Hicrî Takvimin Verdiği Büyük Mesaj
Müslümanların takvimi bir kralın doğumuyla, bir hükümdarın zaferiyle veya dünyevî bir olayla başlamamıştır.
Hicrî takvim; fedakârlığın, imanın ve Allah yolunda verilen mücadelenin sembolü olan hicretle başlamıştır.
Hicret bize şu mesajı vermektedir:
Bir milleti yücelten şey serveti değil; inancı, ahlakı ve uğruna fedakârlık yaptığı değerleridir.
Bugün kendimize şu soruları sormalıyız:
Hangi günahları terk ettik?
Allah için ne fedakârlık yaptık?
Kardeşliği güçlendirmek adına ne yaptık?
Şikâyet etmekten çözüm üretmeye geçebildik mi?
Ayrılığı değil hakkı ve birliği savunabildik mi?
Çünkü asıl hicret; bedenlerin değil, kalplerin hicretidir.
Gafletten şuura, zulümden adalete ve nefsin esaretinden Allah’a yöneliştir.
Tepkiniz nedir?









